5 Haziran 2026, 06:19:00
SON DAKİKA
Eğitimde Anne Baba ve Çocuklar
Geyikli’de Sosyal Hizmet Binası Açılışı Yapıldı.
MEZARSIZ ŞEHİT
TOPRAKLARI VATAN KILAN MÜHÜR BÂNİSİ GÂZİ
Sütpınar mahallesi’ndeki 6 öğrenci hafızlıklarını tamamladı
Küçük Yusuf, derin bakışlar içerisinde hayata veda etti
Uzman çavuş Mustafa Demirbaş, ebediyete uğurlandı
BİR BÜYÜKŞEHİR HİKÂYESİ VE “KIRSAL MAHALLE”
ŞEHADETİNİ RUYADA GÖRDÜ
Hacı Mehmet Gülay hayatını kaybetti.
Hüseyin Öngöz ebebiyete uğurlandı
Yusuf Yazıcı’nın, SMA hastası Demir Ali’ye yaptığı destek alkışlandı.
Demir Ali Bayraktar’ın tedavisi için Kermes Düzenledi
Geyikli Derneği ve ŞAL-FED, Demir Ali Bayraktar için kermes düzenliyor
SMA hastası Demir Ali Bayraktar için, bir anda 6 bin dolar toplandı.
Avukatlığı bıraktı, SMA hastası oğlu için rozet satıyor
Ak Parti Milletvekili’nden Demir Ali bebeğe yardım açıklaması
Kırklareli Valisi Osman Bilgin, Demir Ali bebeğe yardım ekibini makamında kabul etti.
Demir Ali Bayraktar, TRT Haber’de.
Kazançlarını Demir Ali Bayraktar’a bağışladılar.
Demir Ali’ye bağışlar büyüyor, ama hedefe henüz ulaşılmadı.
O il karantinaya alındı.
Öğrencilere ücretsiz dağıtılacak
Demir Ali için, Duisburg Trabzonlular derneği’nden örnek bir organizasyon.
“Bana bir şey olmaz” dedi, koronavirüs oldu.
İstanbul’da kademeli mesai uygulamasına geçilecek.
Demir Ali’ye Yardım Twitter’da Dünya Gündeminde Yer Aldı.
Keziban Akkaya (karakız) vefat etti.
Demir Ali bebeğe bağış yapma, resimlerle anlatım.
Demir Ali’nin tedavisi için, 10 Euro bağış yapacak 210 bin kahraman aranıyor.
Dolar 46,0621
Euro 53,5360
Altın 6.620,55
BİST 13.872,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 21°C
Az Bulutlu
Trabzon
21°C
Az Bulutlu
Çar 23°C
Per 24°C
Cum 24°C
Cts 24°C

Zor Politika Üzerine Bir Anektod

Zor Politika Üzerine Bir Anektod
29.08.2020 17:57
1
A+
A-
 Üst-baş perişan. Eski-üskü, yamalı kıyafetler…Yol yok; yürüme geldikleri gibi yine patika yollardan yürüme köylerine dönecekler. Lokanta yok; karınlar aç…Soğuk, açlıkla birleşince insanların yüzleri daha da cansız ve soluk…Bir fırında ekmek helva, ekmek yağ(yani ‘yağlı’) yenmekte…Ancak çoğu kimse, kuru ekmekle yetinmektedir. Çünkü bütçe yeterli değildir. Yumurta satılmıştır, beş on çift; tere yağı satılmıştır bir-iki kilo; veya olanlar bal mumu, deri ve şal dokuma satmıştır bir miktar… Başka yoktur satacağı ürünü…Yoksulluk bükmüştür belini ve çaresizlik onu ürkek kılmıştır…

Sabah erkenden aç karnına sırtında patates çuvalı ile Geyikli’den pazara satmak için yola koyulan……..; “Oolum, aha haburada daha yörêmez oldum; açlıkdan bayıldım!..Eygidi çilelü günnerim hey!” diyordu. Yolun 8.km.’si, daha iki km.vardı. Tâkâtı kalmamıştı; pazara ulaşamamıştı. (İsmi mahfuz. Bugün 68 yaşında. O günlerin çileli hayatını anlatırken gözleri doluyordu…).

Bu şekilde dik yamaçlardan, dere-ırmak kenarlarından sulara eş akıp gelen insanlar, Şalpazarı’ndan evlerine ne götüreceklerdi?.. Diyor ki, Ali Gülay: “Bi kiluluk cam şişe dolusu gaz yağı aluduk; âzını güdüne ile tıkarduk; şişeniñ âzına kendir gınnabından ilmeklü düğümü dutarak cegedimizi omuzumuza eñler, yörê yörê eve gelüdük. Bunu başaran erkek, şööle başarulu bi ev reisi demek oludu; daha ne alacâñ!? Bazısı bıraz toz şeker, bazısı biraz iri duz; aşâ-okarı bunnarı aluduk…(Bir kiloluk cam şişe dolusu gaz yağı alırdık; ağzını mısır koçanının incesiyle tıkardık; şişenin ağzına bağladığımız kenevir ipinden tutarak, ceketimizi omuzumuza üstten atar, yürüye yürüye eve gelirdik. Bu işi başaran erkek şöyle başarılı bir ev reisi demek olurdu. Daha ne alacaksın!? Bazısı biraz toz şeker, bazısı biraz iri tuz… Aşağı yukarı bunları alırdık)”.

***
O zaman Şalpazarı çok küçük…Beş-on ahşap bina; binalar önünde insanlar, sergiciler… Tam bu sırada bir hareketlenme!..Birisi gelmiş ama pek de tanıyan yok. Öyle, ‘Hoş geldin!’ demek, cesaret ister. Yani, halk kendini o güçte göremiyor…Politikacıymış…Hangi partiliymiş? ‘Demürgırat mı? Halkçı mı?’; birbirlerine soruyorlar…Bazı ileri gelenler, yaklaşarak ‘Hoş geldiniz!’ diyorlar…Diğer insanlar, buna imreniyorlar. Öyle ya, “Bi hökümet adamına yanaşıp ‘Hoş geldiñ!’ deme, ne böyük şeref! Aca, ben de getsem desem mi? Baña da ihil davranu mu?..”

Derken, politikacı yüksekçe bir yere çıkar, başlar konuşmaya…İşi gücü bırakan insanlar, akşamleyin karlı-soğuk ve karanlık yolda yürümeyi ve geç kalmayı göze alarak başlarlar dinlemeye…‘Hökümet adamı’ gelmiştir, belki bir çare getirmiştir. Umut ve hayal, çaresiz insanlar için ne kadar da tatlı olmuştur!

Konuşmacı konuşmakta, onlar bakmaktadırlar. Epey zaman bu, böyle devam eder. Ancak dinleyicilerde ne bir alkış, ne bir karşı koyma, ne bir hareket, ne bir slagon, ne de bir pankart kaldırma vardır. Konuşmacının yanındaki yakın destekçilerinin dinleyenlere, ‘alkışlayın!’ anlamındaki el-kol hareketlerine de pek aldıran yoktur…Sanki ölü toprağı serpilmiştir dinleyenlerin üzerine…

Konuşmacı, moralmen rahat değildir; işler başarısız gitmektedir. ‘Ne yapmalı ki, bu insanlar hareketlensin?’ Bir yandan da, bunu düşünmektedir. Konuşmasının bir yerinde, sanki açlığın uçuk rengini görmüşçesine; “Aziz ve muhterem Şalpazar’lı hemşehrilerim! Eğer re’yinizi bizim partiye verirseniz Şalpazarı’na ofis açtıracağım!..” der.

Kısa bir sessizlik…Ofis nedir? diye halk birbirine sormakta, bilenler; “Buğday satış yeri” diyerek duyurmaktadır. Ofiste buğday satılacak, oradan alınıp yıkanacak, değirmenlerde öğütülecek. Ondan ekmek, çörek, bişi(yufka) yapılacaktı…Bu bir sosyal sınıf atlamasıydı. Zaten herkeste alacak güç de yoktu. Ama büyük bir müjdeydi. Barajdan, yoldan ve fabrikadan çok daha önemliydi; önce açlık giderilmeliydi. ‘Boş çuval yığılır, aç ayı oynamazdı’…

Derken, büyük bir alkış ve ıslık tufanı kopar. Başlardan şapkalar, sarıklar çıkartılır ve sallanır; bir sağa, bir sola. Tezahürat uzun sürer, konuşmacı cosmuştur…Herkes coşmuştur. Miting, işte şimdi mitinge benzemiştir. Buğday coşkusu yankılanmıştır, Şalpazarı’nın yamaçlarında…Akşamleyin köylere dağılan insanlar, bu umudu ev ev anlatınca tüm Ağasar coşmuştur…

Tam bu sırada; ihtiyar bir dede, yere yakın alçak bir çatı üzerinde kıvrılmış politikacıyı dinlerken, yerinden doğrularak ve elindeki bastonu sallayarak;
“-Ara yaşa Goluu Emice, yaşa!..” diye bağırır.

Uzun zamandır soğuktan uyuşan dizlerinin dermanı gelmiştir. Buğdayı duyunca o da canlanmıştır. Nasıl hitab edileceğini, ‘sayın-mayın’ pek bilmemektedir. ‘Emice’ demek, en büyük saygı ifadesidir onun için. Niyet doğru ya, o yeterlidir. Goluu Emice’ye gelince, bu zat; Trabzon Milletvekili, Tarihçi-Eğitimci Sayın Mahmut Koloğlu’dur.

İhtiyarın bu nârasıyla birlikte yeni bir alkış tufanı kopmuştur. İhtiyar, olayın simgesi haline gelmiştir. Bu olay, yıllarca anlatılmıştır…
Sonra gerçekten ofis açılmış, insanlar buğday ile tanışmıştır…
(Bu olay; merhum öğretmen Nuri Gülay’ın, yeni öğretmen olduğu sene Şalpazarı’ndaki bir gözlemidir. Sohbetlerinde hep anlatırdı. Tarafımdan hikayeleştirilmiştir. Bunlar, sosyal gerçeklerdir. Geçtiğimiz evrelerdir. Gerek Mahmut Koloğlu’na, gerek Nuri Gülay’a Yüce Rabbim Rahmet eylesin!).
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.